Çek ve senetle tahsilat yapan kobiler nelere dikkat etmeli?

On 03 Şubat 2010, in Genel, by Avukat Denizhan Aktoprak

Günümüz piyasalarında nakit ödemeden sonra en sık rastlanan ödeme türü çek ve senetlerdir. Hatta, çoğu zaman çek ve senetler nakit işlemlerden daha çok yer tutmaktadır. Çek ve senet, ödeme aracıdır, hiçbir zaman nakit ödeme yerine geçmez. Çek, doğrudan ödeme yapmak ve nakit para taşıma zahmetinden kurtulmak için iyi bir yöntemdir. Her ne kadar çek, nakit benzeri bir ödeme sistemi olmasına rağmen, Türk iş piyasasında vadeli ödeme aracı olarak kullanılmaktadır.

Senet ise, tamamen vade belirlemeye ve vade tarihinde tahsilat yapmaya yarayan bir ödeme aracıdır. Çek ve senet, ciro edilebilme ve devredebilme özelliklerinden dolayı para gibi tedavüle girmektedir. Dolayısıyla, çek ve senet nitelik itibariyle kıymetli evraktır. Kıymetli evrak sayılmalarından dolayı çek ve senet, benzeri belgelerden ayrılırlar ve kanunen özel öneme sahiptirler. Çek ve senetler, icra takiplerinde özel bir usule sahiptirler. Örneğin, çek ve senet icra takibine konu olduğunda, borçlunun imzanın kendisine ait olmadığı itirazı dışında başkaca bir itiraz hakkı bulunmamaktadır. Çek ve senette yapılan sahtecilikler, resmi evrak sahteciliği sayıldığından daha ağır cezalar söz konusu olmaktadır. Karşılıksız çıkan çeklere, çek miktarı kadar, ödenmediğinde hapis cezasına dönüşen para cezası verilmektedir.

SENET: Senet (eski adıyla bono), Türk Ticaret Kanunu’nun 688 ve 691. maddelerinde geçmektedir. Senedin hukuki anlamda senet kabul edilmesi için üzerinde asgari olarak şunların yazılı olması gerekmektedir. Senet içeriğinde, bono veya emre muharrer senet kelimesi, senet Türkçe’den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadı, senedin tanzim edildiği gün ve yer, son olarak senedi tanzim edenin imzası bulunmak zorundadır. Kırtasiyelerde matbu olarak satılan senetler hemen hemen kanunun aradığı şartları taşımaktadır.

Kanunda sayılan bu unsurları taşımayan senetler, kıymetli evrak olmayıp adi bir evrak niteliği taşımaktadır. Bu sebeple, bu tür senetler kanunun özel korumasından yararlanamazlar. Asgari unsurlar dışında dikkat edilmesi gereken başka hususlar da vardır:

1. Senet borçlusunun adresinde mutlaka idari (mülki) bir birim bulunmalıdır. Örneğin, Cumhuriyet Cad. No: 12 Florya İstanbul adresi geçersizdir. Bu adresin Cumhuriyet Cad. No:12 Florya Bakırköy İstanbul şeklinde yazılması gerekir.

2. Senet içeriğinde yer alan “Bedeli …… ahzolunmuştur” ibaresi gerçek bir şekilde doldurulmalıdır. Eğer senet, bir para borcunun ödenmesi için düzenlenmişse buraya “nakden”, bir mal karşılığı düzenlenmişse “malen”, eğer teminat için verilmişse “teminat olarak” ibaresi yazılmalıdır.

3. Senetler “hamiline” düzenlenemez. Senetler ancak gerçek veya tüzel kişi lehine düzenlenebilir. Tüzel kişiden kastımız limited, anonim, kolektif şirketler ile sınırlı olup ticari unvan, kısaltmalara dikkat edilerek tam ve eksiksiz yazılmalıdır.

4. Senetler ciro ve devir edilebilir. Senedin hukuken ciro edilebilmesi için, senedin arka yüzüne tam ticari unvan (kaşe), tarih, adres, telefon yazılmalı ve imza atılmalıdır.

5. Senetlere damga pulu yapıştırma zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu sebeple, senetlere damga pulu yapıştırmak gerekmez.

6. Sadece borçlu adı adresi ve imzası bulunan boş senetler, açık senettir. Bu tür senetlerde imzayı atanlar, diğer kısımların doldurulmasını hukuken karşı tarafa bırakmış sayılırlar. 7. Senedin ödeme tarihi imkansız bir gün ise, örneğin 31 Haziran veya 30 Şubat, bir sonraki geçerli güne vade yazılmış sayılır. (1 Mart veya 1 Temmuz sayılır)

ÇEK: Çek, Türk Ticaret Kanunu’nun 692 ve 705. maddelerinde geçmektedir. Çekin hukuki anlamda çek kabul edilmesi için üzerinde asgari olarak şunların yazılı olması gerekmektedir. Çek içeriğinde, “çek” kelimesi, eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “Çek” karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için havale, ödeyecek kimsenin “muhatabın” yani bankanın tam ticari unvanı, ödeme yeri, keşide günü ve yeri, çeki çeken kimsenin (keşidecinin) imzası bulunmak zorundadır. Bankaların sağladığı çekler, kanunun aradığı şartları taşımaktadır. Senette borçlu kimseye gidilip senet karşılığı tahsilat yapılırken, çekte borçlu şahıs yerine muhatap bankaya gidilmektedir.

Çekte, asgari unsurlar dışında dikkat edilmesi gereken başka hususlar da vardır:

1. Çeke yazılacak keşide yeri mutlaka idari (mülki) bir birim olmalıdır. Örneğin, keşide yerine Florya ya da İst. yazılması geçersizdir. Keşide yerinin İstanbul ya da Bakırköy olarak yazılması gereklidir. Eğer bu kısım yanlış yazılırsa veya boş bırakılırsa, çek sahibinin adresi keşide adresi sayılır.

2. Çekin kanuni unsurlarından başka yazılmış olan tüm kayıtlar, örneğin faiz miktarı gibi, geçersizdir. Bu tür kayıtlar yazılmamış sayılır.

3. Çekler “hamiline” düzenlenebilir. Ancak, ticari bir alacaktan dolayı düzenlettirilen çekin lehdarı gerçek kişi veya bir şirket olmalıdır.

4. Çekler ciro edilebilir. Çekin hukuken ciro edilebilmesi için, çekin arka yüzüne tam ticari unvan (kaşe), tarih, adres, telefon yazılmalı ve imza atılmalıdır.

5. Çekin arka yüzünde cirolanacak yer kalmamış ise, çekten ayrılmayacak veya koparılmayacak bir şekilde bir kağıt ek yapılarak burada ciroya devam edilebilir.

6. Sadece imza bulunan boş çekler, oldukça tehlikelidir. Böyle bir çekte imzayı atanlar, diğer kısımların doldurulmasını hukuken karşı tarafa bırakmış sayılırlar.

7. Piyasada sıkça kullanılan “hatır çeki” gerçek bir çektir. Hatır çeki olarak verilmesi veya kabul edilmesi, çekin hukuki geçerliliğini etkilemez.

8. Bazı bankalar, aslında şirket olmayan şahıs firmaları için bastırdıkları çek yapraklarında, şahıs ismi yerine ticaret ünvanı yazmaktadırlar. Bu çeklerin ödenmemesi halinde takipte büyük problemler yaşanabilir. (Örneğin, Şifa Eczanesi sahibi Ahmet Mehmetoğlu olduğu halde, çeke Şifa Eczanesi yazılabilmektedir.) 9. Çekin keşide tarihi imkansız bir gün ise, örneğin 31 Haziran veya 30 Şubat, bir sonraki geçerli güne keşide edilmiş sayılır. (1 Mart veya 1 Temmuz sayılır.)