Yazan : Devrim Güngör – Okan Bakşi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Yrd. Makale Özeti: Bir suça ilişkin olay yerinden ve şüpheli, sanık ya da mağdurun vücudu üzerinden elde edilecek biyolojik deliller olayın aydınlatılması ve failin belirlenmesi bakımından oldukça önemlidir. Adli alanda DNA (deoksiribonükleik asit) analizi ile kimlik tespiti tüm dünyada ve buna paralel olarak ülkemizde de uygulanmaktadır. DNA yapısının tiplendirilmesi adli bilimler alanında yüzyılın en büyük buluşu olarak kabul edilmektedir. ‘‘DNA profilleme’’ ya da ‘‘DNA parmak izi’’ genetik yapıdan faydalanarak bireylerin kimlik teşhisine izin veren bir test tekniğinin adıdır. Yazarın Notu: Makale, Adli Bilimler Dergisinin Eylül 2009 tarihli sayısında yayınlanmıştır. Atıfların bu dergiye yapılması rica olunur. CEZA MUHAKEMESİNDE BEDEN MUAYENESİ, BEDENDEN ÖRNEK ALINMASI VE GENETİK İNCELEMELER Devrim GÜNGÖR*Okan BAKŞİ** GİRİŞ Bir suça ilişkin olay yerinden ve şüpheli, sanık ya da mağdurun vücudu üzerinden elde edilecek biyolojik deliller olayın aydınlatılması ve failin…

Daha fazla oku

Gelişen teknoloji ile birlikte hukuki problemlerin çözümünde kullanılacak araçlara da yenileri eklenmiştir. Bunlardan biri de DNA profilleridir. DNA profilleri bugün özellikle ceza hukukuna ait problemlerin çözümünde çok güçlü bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu yazıda DNA’nın ne olduğunu, nasıl elde edildiğini, hukuk uygulayıcıları için dikkat edilmesi gereken hususları ve hukukta kanıt olarak nasıl kullanıldığını inceleyeceğiz. A – DNA Nedir? Kısa bir tanımlamayla DNA (deoxyribonucleic acid ) bir kişinin genetik bilgisinin tamamının yer aldığı temel yapı taşıdır. İnsan vücudunun hemen hemen bütün hücrelerinin bir bileşenidir. 1953 yılında Watson ve Crick isimli araştırmacılar DNA molekülünün kendine has özelliklere sahip bir çift sarmal yapı halinde bulunduğunu ileri sürdüler. Watson ve Crick DNA molekülüne ait bir model geliştirdiler. Bu modele göre, bir çok sorunun açıklanması yapılabildiğinden dolayı 1962 yılında bu iki bilim adamına Nobel Ödülü verildi. DNA’nın hukuk açısından önemi, bir insanın DNA’sının her hücrede aynı olmasında yatar. Örneğin bir kişinin kanındaki DNA o…

Daha fazla oku

ADANA’da sokak ortasında 11 kurşunla öldürülen 32 yaşındaki Bilal Özen’in katil zanlısı 23 yaşındaki Sedat Gökhan, Özen’i öldürdükten sonra avucuna bıraktığı ‘Herkes bir gün hak ettiğini alacak’ nottan iz sürülerek yakalandı. Tutuklanan katil zanlısı Gökhan, “Ölmemek için öldürdüm” dedi. Dumlupınar Mahallesi’nde 11 gün önce, “hırsızlık” suçundan sabıkalı Bilal Özen, tabancayla öldürülmüş olarak bulundu. Özen’in avucunun içinde, “Herkes bir gün hak ettiğini alacak” yazılı not bulundu. Özen’in devamlı gittiği yerleri araştıran Cinayet Bürosu ekipleri, bir barda Özen ile Sedat Gökhan’ın tartıştığını belirledi. Tartışma sırasında Gökhan’ın yanında bulunan arkadaşları Ramazan Evrensel, Remzi Tunç ve Murat Ağırman gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan, Evrensel, Tunç ve Ağırman, öldürülen Özen’in avucunun içinde bulunan notu barda Sedat Gökhan’ın yazıp Özen’e verdiğini söyledi. Gökhan ise notu kendisinin yazdığını doğrularken poliste susma hakkını kullandı. BEN ÖLDÜRDÜM Adliye’ye sevk edilen Evrensel, Tunç ve Ağırman, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken nöbetçi 3’üncü Sulh Ceza Mahkemesi’nde tutuklanan Gökhan ise cinayeti itiraf…

Daha fazla oku

Turiste tecavüze 47 yıl hapis Van’da 2 yıl önce İsviçreli kadın turiste tecavüz suçundan tutuklanan 6 sanığa 20 ile 47 yıl arasında değişen ağır hapis cezaları verildi VAN’ın Muradiye İlçesi Şeytan Deresi Mevkii’nde kamp kuran İsviçreli J. Martin Luz ile kız arkadaşı müzik öğretmeni 34 yaşındaki M.M.W., 31 Mayıs 2006 tarihinde yanlarına gelen 1’i kadın 6 kişinin saldırısına uğradı. Luz’u dövüp bağlayan saldırganlar, kız arkadaşına tecavüz etti, para ve değerli eşyalarını alıp kaçtı. Olaydan 2 gün sonra Cizre’de yakalanan saldırganlar, getirildikleri Muradiye İlçesi’nde adliye sevk edilirken, toplanan bir grup tarafından linç edilmek istendi. Sanıklardan 4’ü tutuklanırken, 2’si tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ancak savcının yaptığı itiraz üzerine serbest kalan sanıklar Hatice Yıldız ile Hüseyin Süyür de tutuklandı. Erciş Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında ceza yağdı. Sanıklardan Cemal Barın’a “tecavüz ve gasp”tan toplam 47 yıl 1 ay, Sabri Kartal’a 46 yıl 5 ay 15 gün, Ramazan Tuaç’a 45 yıl…

Daha fazla oku

Tutuklanmayacak Garantisi Yeşilköy’de, B.Ş.(19), 25 Eylül 2004’te sevgilisi N.T. ile gittiği kafede T.’ın eski sevgilisi F.Y. ve arkadaşlarıyla kavga edince bıçaklanarak öldürüldü. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan F.Y., olaydaki tek suçlunun, bıçağı saplayan S.A. olduğunu iddia etti. F.Y. ve kavgaya karışan F.G. 9 yıl 2’şer ay hapse mahkûm edildi. 4 yıldır kaçak olduğu için S.A. dosyası ayrılarak, başka bir Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Önceki gün görülen duruşmaya, S.A. savunan babası Avukat F.A. katıldı. Avukat A., müvekkilinin beraat etme ihtimalinin olduğunu belirterek, “Hukuk öğrencisidir. 4 yıldır mağdur. Yakalama emrinin kaldırılmasını talep ederim” dedi. Bu talebi değerlendiren heyet, kasten adam öldürme suçundan 24-30 yıl arası hapsi istenen sanık S.A. hakkında, 20 bin YTL kefalet ödemesi koşuluyla, ’duruşmaya gelirse tutuklanmayacak’ kararı aldı. Mahkeme heyeti, tutuklanma korkusuyla duruşmaya gelmediği anlaşılan S.A. ve müdafii tarafından 20 bin YTL kefaletin yatırılıp, yakalama emrinin kaldırılmasını kararlaştırdı. (Gökhan Usanmaz/Sabah) 07.03.2008 Sayın meslektaşlarım, haber ve başlık olduğu gibi aktarılmıştır.…

Daha fazla oku

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kırmızı ışıkta çarptığı yayanın ölümüne neden olan sürücüye TCK’nın ‘olası kast’ düzenlemesinden ceza verilmesi gerektiğine hükmetti Yargıtay 1. Ceza Dairesi, trafik ışığı ve yaya geçidinin bulunduğu noktada, araçlara kırmızı yanarken, diğer araçların yanından geçip yayaya çarparak ölümüne neden olan sürücünün ağır biçimde cezalandırılması gerektiğine hükmetti. Kararda, sürücünün eyleminin bu şekilde sonuçlanabileceğini düşünmesi gerektiği vurgulandı. Atilla Şenyer, 2005’te İzmit’ten Sakarya’ya giderken üç şeritli asfalt yolda hızlı biçimde kavşağa geldi. Trafik ışıkları ve yaya geçidinin bulunduğu kavşakta, kırmızı ışık yanmasına ve diğer araçların yayaların geçişini beklemesine rağmen hız kesmeden yoluna devam eden Şenyer karşıdan karşıya geçmekte olan 23 yaşındaki Nurcan Yıldız’a çarptı. Yargılama sonucu Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Şenyer’i 2 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası öngören “bilinçli taksir sonucu ölüme sebebiyet verme” suçundan hapse mahkûm etti. Cezada herhangi bir indirime gidilmedi.Karar, hem sanık hem de mağdur aile tarafından temyiz edildi. Şenyer, cezasında indirim yapılmasını ve tahliyesini,…

Daha fazla oku

TIMESHARING SÖZLEŞMESİNİN TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALARI OLAN “DEVRE MÜLK SÖZLEŞMESİ” VE “DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİ”  GİRİŞ      Bir taşınmazdan “zamanla sınırlı yararlanma hakkı” sağlayan sistemler 1960’lı yılların başında ABD’de ve Batı Avrupa’da ortaya çıkmış, buradan dünyanın diğer bölgelerine yayılmıştır. ”Zamanla sınırlı yararlanma hakkı” sağlayan bu sistemlere neden ihtiyaç duyulmuştur? Sanayileşmeye bağlı olarak insanların yaşam seviyesi yükselirken bir yandan da çalışma temposu artmıştır.[1] Toplumların ve bireylerin refah düzeyindeki yükselme tüketime yönelik taleplerde de değişikliğe yol açmıştır. Zira içinde bulunduğumuz yüzyılın özellikle son çeyreğinde “tüketim toplumu” sözü çok sık kullanılmaya başlanmıştır.[2] Bu şekilde çalışma temposunun artması ile insanların yılın belli dönemlerinde tatil yapıp dinlenmeleri bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.[3] Bu bağlamda da daha önceleri bir lüks olarak görülen ve önceleri çok az sayıda insanın faydalanabilme imkânı bulduğu tatil artık günümüz insanı için vazgeçilmez hâle gelmiştir.[4] Ancak tatil talebindeki artışa bağlı olarak otel, motel, tatil köyü gibi klâsik konaklama yerlerinin fiyatları çok yükselmiştir. Bu talebe bağlı…

Daha fazla oku

Üç çeşit iflas yolu vardır; İflas yoluyla adi takip, Kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu, Doğrudan iflas yolu Bu iflas yollarının mahiyeti ve özellikleri ile izlenecek prosedür aşağıda açıklanmıştır. 1. Adi İflas Yolu Borçlusunu iflas yolu ile takip etmek isteyen alacaklı, alacağı bir kambiyo senedine bağlı ise kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluna, değilse adi iflas yoluna başvurur.Alacaklı, takibe icra dairesinde yapacağı bir iflas talebi ile başlar. Borçluya bir iflas ödeme emri gönderilir. Borçlu yedi gün içinde borcunu öderse takip son bulur; ödemezse, alacaklı ticaret mahkemesinde iflas davası açarak borçlunun iflasına karar verilmesini talep eder.Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz ederse, takip durur. Bu durumda alacaklı, ticaret mahkemesinde borçlunun iflasına karar verilmesi ile birlikte itirazın kaldırılmasını da talep etmelidir. İFLAS a)İflas takibi yapan alacaklı, borçlu aleyhine bir sene içinde, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde iflas davası açmak zorundadır.Alacaklının iflas davası açması üzerine ticaret mahkemesi alacaklıların menfaatlerini korumak…

Daha fazla oku

ENGELLİ VATANDAŞLARIN HUKUKÎ HAKLARI İnsan hakları, insanlara sadece insan oldukları için verilmiştir. Bunun için insan olarak doğmak yeterlidir. İnsan hakları hukuku açısından, bir insanın beyaz ya da zenci olmasının, kadın ya da erkek olmasının, zengin ya da fakir olmasının, kültürlü ya da cahil olmasının hiçbir önemi olmadığı gibi, sağlıklı veya özürlü olmasının da hiçbir önemi yoktur. Her insan doğduğu andan öldüğü ana kadar bu haklara eşit olarak sahiptir. 1789 İnsan Hakları Bildirgesi’nin 1. maddesinde, “İnsanlar özgür ve haklar bakımından eşit doğarlar” hükmüne yer verilmiştir. İnsan hakları, uluslararası en üst düzey haklardır ve bu yüzden her hukuk devletinde anayasal düzeyde tanınırlar. Bizim Anayasamızda da insan hakları, “Temel Hak ve Ödevler” başlığı altında düzenlenmiştir. Engellilerin hakları da kuşkusuz insan haklarına dahildir ve engelli vatandaşlar için devlete bir takım ödevler yüklenmektedir. En başta, 1982 Anayasası’nın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal hukuk devletidir ve sosyal devlet olmanın gereği olarak sakat ve engelli…

Daha fazla oku

I.      GENEL BİLGİLER             A.   GİRİŞ             Bilimin ve teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni imkânlar, yaşamın her alanında büyük çaplı değişikliklere neden olmaktadır. Bu değişiklerin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni kavramlar, yeni suçlar, yeni suçlular ceza ve ceza yargılaması hukukunda yeni düzenlemeler yapılmasını zorunlu hale getirmektedir. Bu zorunluluğun bir sonucu olarak, bazı temel insan haklarının sınırlandırılması söz konusu olabilmektedir. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirini de bu kapsamda ele alabiliriz. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, araya bir vasıta sokulmak suretiyle gerçekleştirilen her türlü haberleşmenin gizlice dinlenmesi, buradan elde edilen bilgilerin kaydedilmesi ve değerlendirilmesini kapsamına almaktadır[1].  Söz konusu tedbir Almanya’da 1968, Avusturya’da 1974, İsviçre’de 1979, İngiltere’de 1985, İtalya’da 1988, Fransa’da 1991, Amerika Birleşik Devletlerinde 1994 yılında yapılan düzenlemelerle yasal bir zemine oturtulmuştur. Türkiye de ise bu konuda önceki CMUK’ta yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı[2]. Hukukumuzda ilk kez söz konusu tedbir, 1999 yılında yürürlüğe giren 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç…

Daha fazla oku

Anayasanın değiştirilemez hükümlerinin karşıt gruplar tarafından anayasal yorum kurallarından uzak ve objektifliği tartışılabilir argümanların öne sürülerek yorumlanması meselenin hukuki olmaktan ziyade siyasi bir nitelik kazandığının sarih göstergesidir. Adalet gibi üstün bir erdemi hedef alan hukuk sisteminin kendi içinde barındırdığı kuralların yorumlanışındaki faklılıktan dolayı insan zihninde adalet ve nesafet ilkeleri sorgulanmış, sonuçta en büyük zararı hukuk ve hukukçular görmüştür. ANAYASALARIN DEĞİŞMEZ HÜKÜMLERİ ve TÜRKİYE Siyasi kriz ve çalkantıların olağan hale geldiği Türkiye’de devletin kuruluş esasları ve cumhuriyetin temel nitelikleri gibi kavramlar üzerine inşa edilen tartışmaların toplumun her kesiminde gündem teşkil ettiği açıkça görülmektedir. Birleştirici unsur olmaktan ziyade toplumu kamplara ayıran referans kavramlar olmaya başladığı kimi kesimler tarafından ileri sürülen ve anayasanın değiştirilemezlik yasağıyla korunan cumhuriyetin temel nitelikleri ve cumhuriyetin korunması konuları derin ayrılıkların yaşandığı konular haline gelmiştir. Anayasanın değiştirilemez hükümlerinin karşıt gruplar tarafından anayasal yorum kurallarından uzak ve objektifliği tartışılabilir argümanların öne sürülerek yorumlanması meselenin hukuki olmaktan ziyade siyasi bir nitelik…

Daha fazla oku

Türk Ceza Muhakemesi Kanunu ceza hukukunun yürüyüş şemasının ne şekilde olacağını açıkça belirtmiş olmasına rağmen uygulamada hala bazı maddelerin hâkim ve savcılar tarafından görmezden gelinmesi kabul edilemeyecek bir durumdur. Bu görmezden gelinen olgulardan biri de hâkimin eşinin aynı davanın savcısı olması dolayısı ile hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulup duyulmayacağı sorunudur. ADALETİN GEREKÇESİ KABAHATİNDEN BÜYÜK Türk Ceza Muhakemesi Kanunu ceza hukukunun yürüyüş şemasının ne şekilde olacağını açıkça belirtmiş olmasına rağmen uygulamada hala bazı maddelerin hâkim ve savcılar tarafından görmezden gelinmesi kabul edilemeyecek bir durumdur. Bu görmezden gelinen olgulardan biri de hâkimin eşinin aynı davanın savcısı olması dolayısı ile hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulup duyulmayacağı sorunudur.Bu durumu düzenleyen CMK madde 24/1’dir. Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler başlığı altında;MADDE 24. – (1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.(3) Bunlardan…

Daha fazla oku

Son yapılan düzenlemelerle bir çok resmi işlemlerin ikmalinde vatandaşlardan nüfus cüzdanı sureti, ikametgah ilmühaberi, sabıka kayıt belgesi, sağlık raporu gibi belgelerin istenilmesine son verilerek beyan esaslı bir sisteme geçilmiştir. Bu sayede zaman, emek ve parasal yönden büyük bir tasarruf sağlanacak ve vatandaş belge temin etmek için çektiği çilelerden kurtulacaktır. Ancak resmi belge tanziminde yalan beyanda bulunmak sahtecilik suçları kapsamında olduğundan tahmin edilemeyen ağır sonuçları bulunmaktadır. Makale bu ağır sonuçların hatırlatılarak vatandaşın ağır mağduriyete maruz kalmaması amacıyla hazırlanmıştır. Yaşar GÜÇLÜÇalışma ve sosyal Güvenlik BakanlığıHukuk Müşaviri KAMU HİZMETLERİNİN SUNUMUNDABEYANIN ESAS ALINMASI ÇERÇEVESİNDEYALAN BEYANDA BULUNACAKLARI BEKLEYEN TEHLİKE YALAN BEYAN BÜYÜK TEHLİKE Aslında hepimiz kanıksadığımız için şikayet etmemize rağmen çok da garip görmediğimiz, bürokratik sistemimizin bir özelliği halinde kabul ederek esprilere konu ettiğimiz; resmi başvurularda çoğu zaman kamu kurumlarının bilgisinde olmasına rağmen kurumlar arası bilgi paylaşımı bulunmadığından tekrar tekrar bir çok bilgi ve belgenin vatandaşlardan istenilmesinden son yapılan değişikliklerle vazgeçilip vatandaş beyanının ön plana…

Daha fazla oku

Fakülte bitti ve staj başladı. Türk hukuk sisteminin stajyer avukata tanıdığı yetkilerle meslek ve hayata dair en önemli adımları atmaya başladık. SUDAN ÇIKMIŞ BALIK STAJYER AVUKAT Fakülte bitti ve staj başladı. Türk hukuk sisteminin stajyer avukata tanıdığı yetkilerle meslek ve hayata dair en önemli adımları atmaya başladık. Her şey, adliye koridorlarında bizlere bu kadar da olmaz dedirten uygulamalar ile başladı aslında ve maalesef uygulamadaki hukukun en önemli mağdurları biz stajyer avukatlar olduk. Bir senelik staj süresinin ilk 6 ayı adliyede, sonraki 6 ayı bir avukatın yanında geçirilmektedir. Fakat adliye stajı döneminde bir avukatın yanında çalışmak hukuken yasaktır. Dahası İstanbul barosu, staj kaydını yaptırırken hiçbir sigorta kurumuna bağlı olunmadığına ilişkin tescil kaydı istemektedir. Böylece dünyanın en riskli şehirleri arasında yer alan İstanbul’da 1 sene boyunca stajyer avukat sosyal haklarından yoksundur. Okul hayatınız bittiği için ailenizden faydalandığınız sigorta da işlevini yitirmiştir. Özel sağlık sigortanız da yok ise “ben Türk’üm bana bir şey…

Daha fazla oku

Ülkemizde yerel yönetimler “anayasal” kuruluşlardır. Mevcut anayasamızın 127. maddesi yerel yönetimler sistemimizin hukuki temeli durumundadır. Bu hukuki temele dayalı olarak mevzuatta yerel yönetimlerle ilgili ve ilintili çok fazla düzenleme bulunmaktadır.Turan PİR ve Hasan PİR; belediye çalışanlarını bir mevzuat rehberi sunmak amacıyla 1 Nisan 2008 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelikleri taramışlar ve “Belediyelerle İlgili ve İlintili Mevzuat Rehberi” isimli kitaplarını oluşturmuşlardır. Kitaplarında belediyelerle ilgili ve ilintili 505 mevzuata yer verilmiştir.Bu çalışmamızda, amacımız tüm mevzuatı anlatmak değildir. Bu bölümde, yerel yönetimler mevzuatını çok geniş yere sahip olduğuna dikkat çektikten sonra çalışmamızda; belediyeler ve büyükşehir belediyeleri ile ilgili özellikle mali sistemlerine ilişkin bilgiler sunmaya çalışmaktır. YEREL YÖNETİMLER MEVZUATI GİRİŞÜlkemizde yerel yönetimler “anayasal” kuruluşlardır. Mevcut anayasamızın 127. maddesi yerel yönetimler sistemimizin hukuki temeli durumundadır. Bu hukuki temele dayalı olarak mevzuatta yerel yönetimlerle ilgili ve ilintili çok fazla düzenleme bulunmaktadır.Turan PİR ve Hasan PİR; belediye çalışanlarını bir mevzuat rehberi…

Daha fazla oku

İdari para cezalarının adli yargının mı yoksa idari yargının mı görev alanına gireceği yolundaki tartışma aslında idari para cezalarının “idari işlem” mi yoksa “ceza” mı olduğu yönündeki temel sorunsala dayanmakta olup, özellikle bu yaptırımlara karşı başvurulacak kanun yolları konusunda kendini göstermektedir. İŞ KANUNU’NDAKİ İDARİ PARA CEZALARINDA SON PERDE (Mİ)? I- İDARİ YAPTIRIMLARLA İLGİLİ GENEL TARTIŞMALAR İdarenin tek taraflı idari yaptırım uygulama yetkisinin varlığı öteden beri genel kabul gören bir husus olmakla birlikte (1) , bu idari yaptırımlar arasında önemli bir yer teşkil eden idari para cezalarının hukuki rejimi hep tartışma konusu olmuştur. İdari para cezalarının adli yargının mı yoksa idari yargının mı görev alanına gireceği yolundaki tartışma aslında idari para cezalarının “idari işlem” mi yoksa “ceza” mı olduğu yönündeki temel sorunsala dayanmakta olup, özellikle bu yaptırımlara karşı başvurulacak kanun yolları konusunda kendini göstermektedir. Doktrindeki bu tartışmalar yasal düzenlemelere ve yargı kararlarına da yansımakta olup, bazı kanunlardaki idari para cezalarına karşı…

Daha fazla oku

Seçim propaganda çalışmalarının hızlandığı bugünlerde bilişim araçlarının kullanımının yaygınlaşıyor olması siyasi parti yöneticilerinin ve adaylarının da dikkatinden kaçmadı. Uzun bir süredir elektronik postalar, elektronik posta grupları (yahoogroups, googlegroups…) ve internet siteleri üzerinden yapılan siyasi propagandalar günümüzde yerini cep telefonlarından atılan smslere, mmslere, youtube.com, secimvideo.com ve benzeri görüntü paylaşım sitelerine ve msn messenger gibi sohbet programlarındaki reklam alanlarına bıraktı. Öyle ki youtube.com’da genel seçimlere yönelik olarak onbine yakın görüntü oluşmuş durumda. Bu sayıya bağımsız milletvekili adaylarının ve siyasi partiler aleyhine geliştirilen kişisel görüş ve eleştirilere ilişkin görüntüler de dahil değil. BİLİŞİM ORTAMLARINDA SEÇİM YASAKLARI UYGULAMASI 1 GİRİŞTürkiye Büyük Millet Meclisi 03/05/2007 tarihli ve 891 sayılı kararı ile XXIII. Dönem Milletvekili Genel Seçiminin 22 Temmuz 2007 Pazar günü yapılmasına karar verdi. Milletvekili Genel Seçiminin başlangıç tarihi 04 Mayıs 2007 Cuma ve bu seçimlerde seçim propagandasının başlangıç tarihi ise 12 Temmuz 2007 Perşembe günleri olarak belirlendi. Seçim propaganda çalışmalarının hızlandığı bugünlerde bilişim araçlarının…

Daha fazla oku

Günümüz teknolojisinde sözleşmelerin elektronik ortamda yapılması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dolayısı bu konuda bir çalışma yapma ihtiyacı hissettiğimden dolayı bu makaleyi yazdım. I-GİRİŞ II-ELEKTRONİK TİCARET II-A.Elektronik Sözleşmelerin Tanımı II-B. Elektronik Sözleşmelerin Kurulması II.C. Sözleşmeye Uygulanacak Hukuk II.D.Elektronik Sözleşmelerde Şekil III- ELEKTRONİK SÖZLEŞMELERDE EDİMLERİN İFASI III.A.Alıcının İfası- Ödeme III.A.1.Genel OlarakIII.A.2.Nakit Olarak ÖdemeIII.A.3.Kredi Kartı ÖdemeIII.A.4. Elektronik Fon TransferiIII.A.5. Elektronik ÇekIII.A.6.Akıllı KartIII.A.7.Elektronik Para III.B.Satıcının İfası- Teslim III.B.1.Genel OlarakIII.B.2.İfa YeriIII.B.3.İfa Zamanı. I-GİRİŞ: Günümüz dünyası teknolojik bakımdan hızlı gelişim ve değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Yaşadığımız yüzyılda ve özellikle son yirmi-otuz yıl içinde teknolojik bir çok yenilik hayatımızı kolaylaştırmış ve kolaylaştırmaya devam etmektedir.Bu yeni teknolojilerin getirdiği kolaylıkların yanı sıra özellikle hukuki alanda bazı sorunları da beraberinde getirdiği göz ardı edilemez. Hukuki sistemler yapısı itibariyle bu gelişmeleri yeteri kadar hızlı takip edemiyor. Böylece hukuk sistemi ile toplumda yaşananlar arasında bazı uyum sorunları ile karşılaşılır.Bu durumda elektronik ticaret kavramı büyük önem kazanmaktadır.Elektronik ticaret kavramı hukuken yeni tanınmaya başlanmıştır.…

Daha fazla oku

Günümüz piyasalarında nakit ödemeden sonra en sık rastlanan ödeme türü çek ve senetlerdir. Hatta, çoğu zaman çek ve senetler nakit işlemlerden daha çok yer tutmaktadır. Çek ve senet, ödeme aracıdır, hiçbir zaman nakit ödeme yerine geçmez. Çek, doğrudan ödeme yapmak ve nakit para taşıma zahmetinden kurtulmak için iyi bir yöntemdir. Her ne kadar çek, nakit benzeri bir ödeme sistemi olmasına rağmen, Türk iş piyasasında vadeli ödeme aracı olarak kullanılmaktadır. SENET: Senet ise, tamamen vade belirlemeye ve vade tarihinde tahsilat yapmaya yarayan bir ödeme aracıdır. Çek ve senet, ciro edilebilme ve devredebilme özelliklerinden dolayı para gibi tedavüle girmektedir. Dolayısıyla, çek ve senet nitelik itibariyle kıymetli evraktır. Kıymetli evrak sayılmalarından dolayı çek ve senet, benzeri belgelerden ayrılırlar ve kanunen özel öneme sahiptirler. Çek ve senetler, icra takiplerinde özel bir usule sahiptirler. Örneğin, çek ve senet icra takibine konu olduğunda, borçlunun imzanın kendisine ait olmadığı itirazı dışında başkaca bir itiraz hakkı bulunmamaktadır. Çek…

Daha fazla oku

Kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan ekonomik kriz gerek konut gerekse iş yeri kira sözleşmelerinin imzalanmasında ve uygulanmasında tarafları  bir kere daha dikkatlice düşünmeye ve davranmaya sevkediyor. Ev sahipleri sağlam bir kiracı bulup kiralarını sorunsuz ve düzenli bir şekilde almak isterken işini kaybetme korkusuyla yaşayan kiracılar ise anlayışlı gecikmelerde kendisini idare edebilecek mal sahiplerini  arıyorlar. Son günlerde kiralarını ödeyemeyen kiracıların mal sahiplerine yönelik indirim taleplerini duyduğumuz gibi büyük iş veren şirketlerden de işci çıkarma haberleri duyulmaya başlandı bu şartlar çerçevesinde  hem kiracı hem de kiralayan kendini güvende hissedemiyor maalesef.  Elbette bu günler gelip gecici aslolan her şeyin normal seyrinde gitmesi. Piyasalar durulunca ekonomi tekrar normal seyrine girecek buna inancımız tam  ancak bu dönemde biraz daha dikkatli ve ihtiyatlı davranmak gerekir diye düşünüyorum. Bu hafta yeni kira sözleşmesi imzalayacak ve daha önceden sözleşme  imzalamış olanlara bazı hatırlatmalarda bulunayım istedim bu hatırlatmalarım gerek kiracılar yönünden gerekse mülk sahipleri yönünden dikkat edilmesi gereker ana…

Daha fazla oku

21.11.2003 günlü 25296 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve DayanakAmaçMadde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı; bu Yönetmelik kapsamında olanların, iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü girişim ve eylemde bulunmalarının önlenmesidir. Avukatların mesleklerini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmelerini, avukatlık sıfatının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır şekilde hareket etmelerini, yargılama faaliyetindeki yerlerini ve işlevlerini olumsuzlaştıracak ve yargının görünümünü bozacak davranışlardan kaçınılmasını sağlamaktır. KapsamMadde 2 — Bu Yönetmelik; avukatları, avukatlık ortaklıklarını, avukatlık bürolarını, avukat stajyerlerini ve dava vekillerini kapsar. Hukuki DayanakMadde 3 — Bu Yönetmelik 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 55 inci Maddesi gereğince hazırlanmıştır. İKİNCİ BÖLÜMGenel HükümlerBüroMadde 4 — Mesleki faaliyetlerin yürütüldüğü büro; bu amaca elverişli ve mesleğin saygınlığına yaraşır nitelikte olmalıdır. TabelaMadde 5 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar kullanacakları tabelada; avukatlık unvanı ile ad ve soyadı, varsa akademik unvanı, büronun bulunduğu kat ve büro/daire numarası telefon numarası, internet adresi ile e-posta adresi…

Daha fazla oku

22/22